26 Mayıs 2010 Çarşamba

Welcome to Dongmakgol(2005)

Evet arkadaşlar ilkler önemlidir derler, o bakımdan benim için kült filmlerden biri olmayı çoktan başarmış, Güney Koreli yönetmen Kwang-Hyun Park'ın ilk filmi "Welcome To Dongmakgol (2005)" ile başlıyorum film incelemelerine.

Bazı filmler vardır, katagorize edemezsiniz, bunun türü şudur diyemezsiniz, Welcome to Dongmakgol'da her türe göz kırpan, kırpmakla kalmayıp onları sıkıca kucaklamayı başarmış bir film. İçinde komedi, savaş, aşk, dram, fantestik ögeler, yani ne ararsanız var. Ayrıca filmin müzikleri bol ödüllü müzisyen Joe Hisaishi' ye ait. Yani her bakımdan tatından yenmez bir film yapılmış dostlar.

Film genel olarak savaşın anlamsızlığını anlatıyor. Kuzey Kore - Güney Kore savaşı sırasında, iki tarafın askerleri ve her boka maydonoz olan, olmazsa olmaz bir ABD askeri, iki ülke sınırında bulunan, kimsenin bilmediği, köylülerinde dünyadan bir haber olduğu, yani itin öldüğü bir köy olan Dongmakgol'da tesadüfü olarak karşılaşmalarını ve başlarından geçen traji komik hikayeyi anlatıyor.

Filmin kurgusu o kadar güzel ki, savaşın anlamsızlığını, dünyanın ve insanın en saf haliyle ne kadar güzel olduğunu öyle bir anlatıyor ki etkilenmemek elde değil. Filmi izledikten sonra suratımda ki o şapşal hüzünlü gülümsemeyi görseydiniz ne dediğimi anlardınız :D Fazla uzatmadan filmin IMDB linki ve fragmanı ile yazıyı bitiriyorum. Bu filmi ne yapıp edip izleyin dostlar.


26.05.2010

25 Mayıs 2010 Salı

Vladimir Bartol - Alamut(Fedailerin Kalesi)

Merhabalar arkadaşlar, bu bloğun ilk yazısı bir kitap incelemesi oldu. Bu şekilde başlamamın sebebi kitaplara olan büyük saygım ve bir gün yazar olma hayalim diyebilirim :) İlk incelemem Vladimir Bartol'un 1938 de yazdığı Alamut kitabı. 1903 doğumlu Sloven yazarın ilk kitabı. Kitap bir çok ülkede yasaklanmış(tabiki müslüman ülkelerde :) okursanız sebebini anlarsınız), ve 1938 de yazıldığı halde ülkemizde de çok kısa bir süre önce yayınlandı.

Son zamanlarda beni en çok etkileyen, müthiş kurgusu, dili, sürükleyiciliği ve anlattığı hikaye ile hem tarihin büyük dehalarından biri; Hassan Ibni Sabbah'ı ve onun Haşhaşilerini, hem de tarikatların gerçek yüzünü bizlere göstererek günümüze ışık tutan müthiş bir kitap Alamut.

Fedailerin Kalesi Alamut tarihi bir kurgu(kurgu olmakla birlikte,anlatılan bütün olaylar tarihi gerçeklerden besleniyor), Hassan Sabbah'ın Alamutu ele geçirip, Haşhaşi(İsmaili) tarikatını kuruş süreci, kalenin arkasında kurduğu dillere destan bahçeyle, küçük çocukken yanına aldığı ve yetiştirdiği gençleri nasıl kandırdığı, onları kendi çıkarları için nasıl kullandığının hikayesi.

Bildiğiniz gibi Hassan Sabbah bize tarih derslerinde, tarihin ilk terörist örgütünü kuran, ve bu örgütle Selçuklular'a sürekli zarar veren(Melikşah ve Nizam-ul Mülk'e süikast düzenleyen) bir terör örgütü lideri olarak tanıtıldı. Ayrıca kendini Peygamber ilan ettiği için de bir günahkar olarak anlatıldı hep. Bu kitabı okuduktan sonra şahsen kendisine büyük saygı beslemeye başladım ve tarihin en büyük dehalarından biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Bir çok kaynakta da geçtiği gibi Ömer Hayyam, Hassan Sabbah ve Nizam-ul Mülk aynı dönemde yaşamış, arkadaşlık etmiş devrin önemli filozof,bilim ve devlet adamları.. Diğer ikisi saygıyla anılırken Sabbah'ın bir hain olarak geri planda bırakılması tarihi bir ayıp bence :) Yani kitapta, Sabbah'ın "Hiç bir şey gerçek değildir, her şeye izin verilmiştir." üzerine oturttuğu felsefesine de şahit olacaksınız.

Fazla uzatmayacağım kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitap. Elinize alınca bırakamayacaksınız zaten.

25.05.2010